Yerin Altında Eşsiz Bir Gizem: Buda Kalesi Labirenti

Yerin Altında Eşsiz Bir Gizem: Buda Kalesi Labirenti

Budapeşte’deki Kale Tepesi’nin altındaki labirent; kıvrımlı yolları, ihtişamlı duvar yapıları ve karanlık koridorları ile etkileyici bir görsellik sunuyor. Seyahat severleri meraklandıran tarihi ile dikkat çeken yapı, 13’üncü yüzyıldan kalma görkemli hali ile yıllara meydan okumayı başarıyor.

Vlad Tepes’in 1463 yılından başlayarak 14 yıl boyunca işkence gördüğü yer olarak bilinen labirent, 350.000 yıllık kayalarla inşa edilmiş olup gizemli yeraltı geçitleri ve mağaralar ile adeta bir korku tünelini andırıyor. Kont Dracula olarak bilinen Vlad Impaler’in etnik kökeni Macar soyuna dayanıyor ve 1897 tarihinde kaleme alınan Dracula romanında da adı geçiyor.

Budapeşte’nin karanlık tarafı

Harita veya rehberin olmadığı Buda Kalesi Labirenti gezisinde çeşitli şaman karakterleri ve heykeller, etrafa yayılan sisli ve nemli havada ortamın atmosferini korkunç hale getirmeyi başarıyor. Tarihi sarayın heybetli taş duvarlarının derinliklerinde yatan labirent, Budapeşte’nin en eski bölgesinin karanlık tarihini gözler önüne seriyor.

Termal suların katı kayaları oyması sonucu oluşan mağara Homo Eractus’a ait arkeolojik kalıntıların bulunması ile de ayrı bir öneme sahip. 1200 metreye kadar uzanan devasa pasaj ve koridorlar olağanüstü kentsel peyzaj mimari özellikleri ile 1987 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne girmeyi başarmış. Eşsiz görünümlü mağaralar geçmişten bugüne kadar Budapeşte’nin ve insanlık tarihinin bir parçası olmayı başarıyor.

Mağarayı ilk keşfedenlerin burayı yiyecek deposu ve su kaynağı olarak kullandığı tahmin ediliyor. Buda kalesinin geniş labirentleri insanlar tarafından savaş ve yangın gibi durumlarda sığınmak için de sıklıkla kullanılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Zamanla unutulan ve terk edilen mağara 1930’lu yıllarda yeniden keşfedilerek şehrin kültürü için araştırmalara konu edilmiş. Pek çok kalıntı ve kemiğin bulunduğu mağarada mahzenler açılarak labirent benzeri bir yol yapılmış. Bulunan kalıntı ve eserler ise sergiler yolu ile sanatseverlerle buluşturuluyor.

Mavi ışık altında Dracula’nın odası

Mağara girişinde Türk haremi kalıntılarına rastlanabiliyor ve Türklerin trajik bir şekilde kurban edilerek kuyuya atıldıkları tahmin ediliyor. Labirent  ve işkence odası gibi detaylarla süslü olan yapı içinde yapılan araştırmalar, Vlad Tepes’in Macar müteffiki Matthias tarafından ihanete uğradığı ve pek çok işkence ile birlikte çürümeye bırakıldığını doğruluyor. Mağarada gezinirken yolun ortasına geldiğinizde “Karanlığın Labirenti” alanına geleceksiniz.

Yeşil bahçe hortumu yardımıyla yönünüzü bulacağınız labirentte beş dakika boyunca zifiri karanlıkta yürüyün. Hortumu bırakırsanız tarihi hapishane hücreleri arasında kaybolmanız an meselesi. Labirentin sonuna geldiğinizde ise Dracula’nın Odası’nı ürkütücü mavi ışık eşliğinde görebilirsiniz. 2010 yılından bu yana halka açık olan mağara, Budapeşte’nin en tursitik bölgesinde hala gizemini koruyan bir vaha. Bu korkunç mağaraya çocukla gitmeyi ise denemeyin bile!

Etiketler: , , , , , ,

BENZER YAZILAR